Yedi pleksiglas panel, 70 x 100 cm — altısı fiziksel, biri varsayımsal. Yerleştirme. 2020.
'28 Şubat', Türkiye’nin toplumsal hafızasında başörtülü kadınlara yönelik sistematik ayrımcılık ve dışlanmayla mühürlenmiş travmatik bir eşiğe işaret eder. Başlangıçta bu tarihsel kesiti konu edinen bir sergiye katılma fikrine mesafeliydim; zira anma edimleri kolaylıkla didaktik bir seyirliğe veya politik bir gösteriye evrilebilir. Ne var ki sürece dahil olmayı seçtim ve üretim pratiğinin ummadığım kadar arındırıcı, sağaltıcı bir düşünme alanına açıldığını deneyimledim.
Paralel Eylemler, mekânda ardışık olarak konumlandırılan yedi pleksiglas panelden teşekkül eder. Panellerden birinde doğrudan dışarıya, izleyicinin gözünün içine bakan bir kadın portresi yer alır; diğer yüzeylerde ise niyetleri (saldırgan, mütehakkim, korumacı, kayıtsız yahut hayran) bütünüyle izleyicinin ahlaki ve estetik algısına bırakılmış kadın ve erkek elleri resmedilmiştir. Yedinci panel ise bütünüyle varsayımsaldır: O, yapıtın karşısında konumlanan izleyicinin kendi bedenidir.
Yerleştirme, tekil bir cepheden değil, çoklu bakış açılarından deneyimlenecek şekilde mekânsallaştırılmıştır. Kadının arkasında durulduğunda figür özgür ve bağımsız görünür; ne bir şiddet tasarrufunun ne de riyakâr bir kutsamanın nesnesidir. 180 derecelik zıt açıdan bakıldığında ise aynı kadın bedeni, üzerini örten ellerin gürültüsü altında silinir, görünmez kılınır. Aradaki herhangi bir ara açıdan bakıldığında ise paneller arasındaki o fiziksel boşluklar görünürlük kazanır: İnsanlar arasındaki mesafe, anlamı ve karşılaşmayı mümkün kılan o uzam.
Hakikatin bu negatif boşlukta ikamet ettiğine inanıyorum. Toplumsal çatışmaların önemli bir kısmı, boşluğun mevcudiyetini bir yokluk yahut eksiklik olarak yanlış okumaktan neşet eder. Oysa boşluk olmaksızın anlam inşa edilemez — tıpkı sıfırın mevcudiyeti olmaksızın matematiğin çökeceği gibi.
Talep üzerine video dokümantasyonu mevcuttur.