EN
Dijital animasyon. 4 eser. 2021.
Sanat tarihinin bize öğrettiği yakınlıkların ve uzaklıkların ne kadarının gerçekten bize ait olduğunu merak ediyorum. Nerede doğduğumuz, hangi kültüre ait sayıldığımız, hangi dili konuştuğumuz ya da hangi inanç çevresinde yetiştiğimiz, çoğu zaman hangi sanatçılarla kendimizi akraba hissedebileceğimizi de önceden belirliyor. Michelangelo’nun benim için “yeterince yakın” bir sanatçı olamayacağı, başka bir coğrafyada doğmuş olmamın beni onun tarihinden ve mirasından doğal olarak uzaklaştırdığı fikri, tekrarlandıkça neredeyse kendiliğinden doğru kabul ediliyor.
Oysa kültürel yakınlık doğuştan gelen bir özellik değil. Öğretiliyor, sınıflandırılıyor ve tekrar ediliyor. Bazen bir sınır kadar somut, bazen yalnızca zihinsel bir alışkanlık kadar görünmez olan bu ayrımlar, zamanla gerçekliğin kendisiymiş gibi davranmaya başlıyor.
Benim Oryantalizmim Seninkinden Daha İyi bu kabulleri ciddiyetle tartışmak yerine onları biraz gülünç hale getiriyor. Seride tanıdık politik figürler ve yerleşik kültürel stereotipler, oryantal dansın klişeleşmiş hareketleri içinde yeniden canlandırılıyor. Başlar, bedenler ve kalçalar sürekli aynı ritimle sağa sola hareket ediyor. Hareket bir yandan göbek dansındaki boyun kırma jestini, diğer yandan eski saatlerin pandülünü hatırlatıyor. Biri bedensel ve kültürel, diğeri mekanik ve zamansal iki farklı çağrışım, aynı basit harekette buluşuyor.
Bu hareketin komikliği biraz da buradan geliyor. Karakterler değişiyor, kostümler değişiyor, temsil ettikleri politik ve kültürel anlamlar değişiyor; fakat hareket değişmiyor. Tarih ilerliyor gibi görünürken aynı jest tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. Değişim ile tekrar arasındaki bu uyumsuzluk, serinin temel ironilerinden birini oluşturuyor.
Kıyafetler ise bu oyunun başka bir katmanını kuruyor. Burada kostüm, karakterin kimliğini doğrudan açıklayan bir işaret değil; bakışın ürettiği beklenmedik bir eşleşme. Macron'u Güneş Kral'ın dans kostümü içinde, Biden'ı Kızılderili tüyü ve kovboy kıyafetiyle görmek, figür ile ona giydirilen kültürel imge arasındaki mesafeyi özellikle görünür kılıyor. Ben de İstanbul'da yaşayan bir sanatçı olarak kendi figürümü Yeniçeri kıyafetiyle bu sahneye dahil ediyorum. Kostümler bu nedenle birer açıklama olmaktan çok, bakış açısının kendisini açığa çıkaran araçlara dönüşüyor. Bir figüre ne giydirdiğimiz, bazen o figür hakkında söylediklerimizden çok, ona nereden baktığımızı anlatıyor.
Bu beklenmedik karşılaşmalar, kültürel imgelerin ne kadar kolay yer değiştirebildiğini de gösteriyor. Bir kostüm ait olduğu tarihsel bağlamdan çıkarıldığında yeni bir karakterin üzerine geçirilebilir; bir stereotip başka bir beden üzerinde yeniden dolaşıma sokulabilir. Böylece kültürel kimlikler, değişmez ve doğal kategoriler olmaktan çıkıp sürekli yeniden kurulan görsel yapılara dönüşüyor.
Serinin benim için önemli taraflarından biri de bakışın yönünü değiştirmek. Batı'ya Doğu'dan bakıyorum, fakat bunu Batı'ya dönerek yapmıyorum. Bakışı tersine çevirmekten çok, onu kendi ekseninde dolaştırıyorum. Doğu'ya yöneltilmiş oryantalist bakışın hareketini uzatıp arkasından dolaşarak, aynı bakışı bu kez Batı'ya geri yöneltiyorum. Böylece mesele yalnızca “kimin kimi temsil ettiği” olmaktan çıkıyor. Temsil etme biçiminin kendisi de oyunun içine giriyor.
Bu nedenle serideki mizah yalnızca politik figürlerle dalga geçmekten ibaret değil. Mizah, kültürel kategorilerin ne kadar kolay kurulabildiğini ve yeterince tekrarlandığında ne kadar doğal görünebildiğini açığa çıkarıyor. Bir figürün “Batılı”, diğerinin “Doğulu” olması; birinin diğerine tarihsel olarak daha yakın, diğerinin ise doğal olarak daha uzak kabul edilmesi, sonunda kendi tekrarının içinde mekanik bir harekete dönüşüyor.
Belki de serinin en basit ama en ısrarcı hareketi burada anlam kazanıyor: sağa, sola; tekrar sağa, tekrar sola. Bir saat gibi. Bir dans gibi. Değişiyor gibi görünen ama başladığı yere geri dönen bir hareket.
Benim Oryantalizmim Seninkinden Daha İyi, bu yüzden yalnızca Doğu ile Batı arasındaki bakışın bir parodisi değil. Daha geniş anlamda, bize kim olduğumuzu ve kimlere yakın ya da uzak olmamız gerektiğini söyleyen sınıflandırmalarla oynuyor. Kabul edilmiş olanın gerçek olanın yerine geçtiği, tekrarın zamanla hakikate benzediği bir yerde, bazen o düzeni bozmanın en iyi yolu onu biraz fazla ciddiye alıp sonunda kendi gülünçlüğüyle baş başa bırakmak olabilir.

My orientalism is better than yours /2/ Dance of Macron

My orientalism is better than yours /3/ Dance of Biden

My orientalism is better than yours /4/ Dance of the Artist as Janissary

Benim Oryantalizmim Seninkinden Daha İyi - Muzaffer Malkoç, Dijital Medya ve Video Yerleştirmesi

My orientalism is better than yours /1/1Belly Dance

↑Yukarı Dön