EN
İki resim. Her biri 2 m². Tuval üzerine karışık teknik. Denetimli aydınlatmalı mekânsal yerleştirme. 2021.
Dar Açı, bir sergi mekânına yapılan müdahalenin, yalnızca mekânın fiziksel sınırlarını değil, o mekânda gerçekleşen bütün ilişkileri nasıl değiştirebileceği üzerine kuruludur.
Bir sergi salonu, ilk bakışta nötr bir alan gibi görünür. Duvarlar, boşluklar, geçişler ve mesafeler bize nasıl hareket edeceğimizi, nerede duracağımızı ve eserlere nasıl bakacağımızı çoğu zaman fark ettirmeden söyler. Sergi mekânının kullanımına ilişkin bu kurallar o kadar yerleşiktir ki, onları kural olarak değil, mekânın doğal özellikleri olarak algılarız.
Dar Açı, bu alışılmış düzeni küçük ama belirleyici bir müdahaleyle değiştirir. Mekân daralır. Ancak değişen yalnızca mekânın ölçüsü değildir. İzleyicinin hareketi, bedeni, bakış açısı ve resimlerle kurduğu mesafe de değişir. Daha önce açık ve erişilebilir olan bir alan, bir anda davranışlarımızı belirleyen bir yapıya dönüşür.
Bu nedenle işin asıl konusu duvarlar değildir. Duvarların mekân içindeki ilişkileri değiştirme gücüdür.
İzleyici artık sergi salonunda alıştığı gibi hareket edemez. Resimlerin karşısında istediği yerde duramaz, geri çekilemez, bütünüyle göremez. Mekân, fark edilmeden kabul edilen kullanım biçimlerini görünür hale getirir. Böylece izleyici yalnızca eserlerle değil, sergi mekânının kendisiyle de karşılaşmaya başlar.
Burada fiziksel kısıtlama, daha geniş bir toplumsal deneyime açılır. Yaşadığımız çevreler yalnızca içinde bulunduğumuz alanlar değildir. Bedenlerimizin nasıl hareket edeceğini, nereye yaklaşabileceğimizi, nerede duracağımızı ve neye nasıl bakacağımızı da belirlerler. Mimari, kurumlar ve gündelik yaşamın yerleşmiş kuralları çoğu zaman bunu açıkça söylemeden yapar.
Dar Açı bu görünmez düzenlemeyi görünür ve hissedilir kılmayı amaçlar. Mekâna yapılan müdahale, izleyicinin davranışını değiştirdiği ölçüde algısını da değiştirir. Aynı resimler oradadır, fakat artık aynı şekilde görülemezler. Aynı salon vardır, fakat artık aynı salon değildir.
Bu dönüşüm, eserin önemli bir gerilimini oluşturur. Mekânın fiziksel olarak küçülmesi, deneyimin de aynı oranda küçüleceği anlamına gelmez. Aksine, sınırlandırılmış alan izleyiciyi daha fazla fark etmeye zorlar. Daha önce doğal kabul edilen mesafeler, hareketler ve bakış biçimleri belirginleşir. Mekân, arka planda duran bir taşıyıcı olmaktan çıkar ve deneyimin aktif bir unsuru haline gelir.
Bu açıdan Dar Açı, mekânın yalnızca içinde bulunduğumuz bir şey olmadığını hatırlatır. Mekân aynı zamanda bizi biçimlendirir. Nasıl hareket ettiğimizi, neyi nasıl algıladığımızı ve çevremizdeki şeylerle nasıl ilişki kurduğumuzu etkiler.
İşin sınırlandırıcı yapısı bu nedenle yalnızca bir baskı metaforu olarak okunmamalıdır. Daha çok, koşulların değişmesiyle anlamın ve deneyimin de değiştiğini gösteren bir düzenek olarak düşünülebilir. Küçük bir mekânsal değişiklik, bütün sistemi yeniden kurmaya yeter.
Dar Açı tam da bu dönüşüm anına bakar. Mekân değiştiğinde yalnızca mekân değişmez. İçindeki insan, nesneler ve aralarındaki ilişkiler de başka bir biçim almaya başlar.
Dar Açı - Muzaffer Malkoç, Resim ve Yerleştirme Serisi - Görünüm 1
Dar Açı - Muzaffer Malkoç, Resim ve Yerleştirme Serisi - Görünüm 3
Dar Açı - Muzaffer Malkoç, Resim ve Yerleştirme Serisi - Görünüm 5
Dar Açı - Muzaffer Malkoç, Resim ve Yerleştirme Serisi - Görünüm 7
Dar Açı - Muzaffer Malkoç, Resim ve Yerleştirme Serisi - Koridor Perspektifi
↑Yukarı Dön