ENGLISH
Süregelen seri. Çeşitli yüzeyler üzerine kömür ve bitkisel sarı pigment. 30×50 cm - 300×300 cm arası.
Bir sanatçı olarak kendimi çoğu zaman her şeyden evvel bir ressam olarak konumlandırırım; bu aidiyet bilhassa alametifarikam haline gelen 'sarı-siyah' resimlerimden beslenir. Kömürün lekesi ile annemden el aldığım geleneksel bir usulle —çeşitli yabani bitkileri ve soğan kabuklarını kaynatarak— elde ettiğim şeffaf sarı pigmentin harmanından doğan bu yapıtlar, 30×50 cm’lik kâğıtlardan 300×300 cm’lik anıtsal yüzeylere kadar uzanır. İster dijital piksellerle ister renkli yağlıboyalarla çalışayım, er ya da geç kendimi kaçınılmaz olarak bu 'sarı-siyah' gerilime dönerken bulurum; burası benim plastik arayışımın sıfır noktası, manevi pusulamdır.
Bu resimlerle kurduğum köklü rabıtanın izini sürdüğümde, beni öncelikle ailemin hafızasına, çocukken büyülenerek seyrettiğim ağabeylerimin siyah-beyaz desenlerine götürdüğünü gördüm. Bu palet aynı zamanda çocukluğumun resimli romanlarını, annemin kaynayan boya kazanlarını ve sararmış eski ciltlerdeki ahşap baskı gravürleri çağrıştırır. Lakin belki de en sarsıcı eşik, ilkokul çağlarımda Sahaflar Çarşısı’nda sahaf tezgâhında rastladığım o tekinsiz nakkaşa, Mehmed Siyah Kalem’e uzanır. Albümün sayfalarını araladığımda karşılaştığım o şeytani ve insani figürlerin benim içsel çizgilerimle kurduğu akrabalık, ruhumda derin bir ürperti ve kadim bir vecd duygusu uyandırmıştı.
'Sarı-siyah' resimler, beni genetik ve kültürel hafızamın dip katmanlarına doğru bir kazıya sevk etti; Şamanizm’in esrik ritüellerinden animizmin doğa kavrayışına, İslam tasavvufunun nur-zulmet diyalektiğinden Budist tefekküre uzanan arkaik arketipleri keşfe çıkardı.
Sanat hayatım boyunca koleksiyonerler ve izleyiciler ısrarla bu yapıtları talep ettiler. Ben ise onları bir piyasa beklentisiyle değil, içimden fışkıran karşı konulamaz bir varoluşsal dürtüyle üretmeyi sürdürüyorum. Zira eski benliği öldürüp yeni bir idrakle doğmaya dayanan o bitimsiz ölüm ve diriliş döngüsü, sarının ışığı ile siyahın karanlığı arasındaki o ontolojik çatışmada ete kemiğe bürünmektedir.
Bu yapıtların tinselliği ve malzeme dokusu ancak bizzat karşısında durulduğunda duyumsanabilir. Koleksiyon ve edinim bilgisi için iletişime geçebilirsiniz.
Yukarı Dön