ENGLISH

Muzaffer Malkoç · Published:

Bir portreyi tek başına gördüğümüzü düşünelim. Sonra aynı portrenin yanına bir kimlik fotoğrafı, bir metin veya sürekli değişen bir ekran yerleştirelim. Portre değişmez. Fakat ona yönelttiğimiz soru değişebilir. Artık yalnız yüzü değil, görüntüler arasındaki ilişkiyi de okumaya başlarız.

Resim, dijital sanat ve yazıyla insanın temsilini araştırırken bu ilişkiler benim üretim alanlarımı da birbirine bağlıyor. Aynı sorunun farklı araçlarla ele alınması, eserlerin birbirinin açıklaması hâline gelmesini gerektirmiyor. Aralarında ortaklıklar kadar ayrılıklar da bulunabilir.

Küratöryel düşünceyi izleyici açısından ele almak, serginin bu ilişkileri nasıl kurduğuna bakmaktır. Hangi eserlerin seçildiği, yan yana getirildiği, hangi metinlerle ve ne tür bir mekânda karşılaşıldığı önem kazanır. Sergi, tek tek eserlerin toplamından başka bir okuma alanı oluşturabilir.

Bir serginin sorusu nasıl görünür olur?

Bir serginin başlığı bize bir yön verir. Yine de başlığın düşündürdüğü her şeyin eserlerde bulunduğunu varsayamayız. Önce hangi ayrıntıların bu yönü desteklediğini araştırmak gerekir. Bir kelimenin güçlü olması, bütün nesneler arasındaki ilişkinin güçlü olduğu anlamına gelmez.

Sergi sorusu bazen açıklama metninde açıkça yazılıdır. Bazen eserlerin tekrarlayan özellikleri veya aralarındaki gerilimler üzerinden belirir. Aynı malzeme, benzer konu veya ortak dönem bir başlangıç olabilir. Fakat benzerlik tek başına bütün bağlantıları açıklamaz.

Örneğin bir sergide çok sayıda yüz bulunması, bütün eserlerin aynı kimlik fikrini taşıdığını göstermez. Bir portre tanınmayı, diğeri anonimliği, başka bir çalışma yüzün dönüşmesini araştırıyor olabilir. Aynı temanın altında farklı soruların bulunması, serginin düşünsel alanını genişletebilir.

İzleyici olarak başlangıçta anladığımız soruyu ziyaretin sonunda yeniden kurabiliriz. İlk eserle son eser arasında ne değişti? Başlık daha açık mı oldu, yoksa yeni bir belirsizlik mi kazandı? Bu değişim, serginin düşünceyi nasıl hareket ettirdiği hakkında bilgi verir.

The Family of Man üzerinden bir başlangıç

MoMA'da 1955'te açılan The Family of Man, Edward Steichen tarafından düzenlenmiştir. Kurumun kaydı, farklı coğrafyalardan fotoğrafları insan deneyiminin ortak yönleri çevresinde bir araya getiren sergiyi bir fotoğraf denemesi olarak tanımlar. Aynı sayfada eser listesi, basın belgeleri ve kurulum görüntülerine ulaşılabilir. MoMA, The Family of Man

Bu örnek, bir serginin yalnız fotoğrafları göstermediğini, onların arasında bir önerme de kurabildiğini düşünmeye imkân verir. Tek bir görüntünün kendi bağlamı vardır. O görüntü daha geniş bir insanlık anlatısına alındığında yeni komşuluklar ve karşılaştırmalar oluşur.

Buradan yöneltebileceğimiz soru, ortaklık kurarken farkların nasıl korunduğudur. Bir sergideki bütün insanların benzer bir duygu yaşadığını düşünmekle, görüntüler arasındaki biçimsel yakınlığı gözlemlemek aynı şey değildir. Bağlantının hangi düzeyde kurulduğunu açıklamak gerekir. Bu, söz konusu serginin hazır bir hükümle değerlendirilmesi değil, çerçevesine yöneltilen bir okuma sorusudur.

Tarihsel bir sergiye bugünden yaklaşırken de sınırımızı bilmeliyiz. Kurulum fotoğrafı, eser listesi ve katalog, mekâna ilişkin kanıtlar sunar. Bunlar sergide bulunmuş olmakla aynı deneyimi sağlamaz. Görüntülerin gösterdiğini inceleyebilir, göstermediği ses, hareket ve süreyi yaşamış gibi anlatmayabiliriz.

Eserlerin komşuluğu ne yapar?

İki eserin yan yana gelmesi, her zaman benzerlik kurmak için değildir. Bazen biri diğerindeki eksikliği görünür kılar. Bazen aynı soruya verilen farklı yanıtlar karşılaşır. Birinin ölçeği, sessizliği veya hareketi diğerine bakma biçimimizi değiştirebilir.

Bir resmin yanındaki metin çok güçlü bir açıklama sunduğunda, izleyici resimde yalnız o açıklamanın işaret ettiği ayrıntıları aramaya başlayabilir. Buna karşılık metin, daha önce fark edilmeyen bir ilişkiyi de açabilir. Metnin uzunluğundan önce eserle ne yaptığına bakmak gerekir.

Boşluk da komşuluğun parçasıdır. İki çalışma arasındaki mesafe, ayrı ayrı durmaya veya birlikte görülmeye imkân verebilir. Bu mesafenin anlamı bütün sergilerde aynı değildir. Bir odada işe yarayan düzen, başka bir ölçekte farklı sonuç verebilir.

Kavramsal bir karşılaştırmayı yerleşim bilgisiyle karıştırmamak önemlidir. İki eserin birlikte düşünülebilmesi, gerçekte yan yana sergilendiklerini göstermez. Bir yazıda düşünsel ilişki kurabiliriz. Fiziksel yerleşimi anlatacaksak plan, fotoğraf veya sergi kaydıyla doğrulamamız gerekir.

Mekân, metin ve izleyicinin zamanı

Bir sergiyi okumak, yalnız duvarlarda bulunan nesnelere bakmak değildir. Girişin yönü, geçişlerin açıklığı, durabilecek alanların varlığı ve metinlerin erişilebilirliği karşılaşmayı etkiler. İzleyicinin bütününü tek bakışta görebildiği bir düzenle, aşamalı olarak açılan bir düzen farklı deneyimler oluşturabilir.

Hareketli görüntü veya etkileşimli çalışma söz konusu olduğunda süre daha da görünür hâle gelir. Eserin döngüsünü baştan mı yakaladık, ortasında mı girdik? Katılmak için beklemek gerekiyor mu? Birkaç saniyelik bakışla uzun süreli izleme aynı bilgiyi vermeyebilir.

Bu farklılıkları hemen daha iyi veya daha kötü diye sıralamak yerine, eserin araştırdığı ilişkiyle birlikte ele alabiliriz. Beklemek çalışmanın parçası olabilir. Aynı zamanda erişimi zorlaştıran bir koşul da olabilir. İkisinin nasıl ayırt edileceği somut deneyime bağlıdır.

Sergi metninin rolü de bu noktada genişler. Bir terimi açıklayabilir, gerekli bağlamı verebilir veya izleyiciyi bir eyleme davet edebilir. Ancak eserin bütün anlamını önceden kapatan bir açıklama hâline de gelebilir. Okuduktan sonra esere döndüğümüzde daha çok mu görüyoruz, yalnız söyleneni mi arıyoruz? Bu soru, metnin işlevini değerlendirmek için yararlıdır.

BİYOMETRİK'in ortak araştırma alanı

Hazırlık aşamasındaki BİYOMETRİK'te figüratif resimlerimle Person A gibi dijital işlerim, insanın kaydı ve temsili sorusu çevresinde bir araya geliyor. Burada tuvalle kodun aynı görünmesi gerekmiyor. Ortaklık, insanı görünür kılarken hangi özelliklerin seçildiği ve hangi yaşanmışlığın temsilin dışında kaldığı üzerinden kuruluyor.

Bu çerçeve bir yerleşim planı tarif etmiyor. Bir resmin hangi duvarda olacağını veya izleyicinin hangi sırayla ilerleyeceğini söylemeden de ortak araştırma sorusu açıklanabilir. Eserlerin mekânsal ilişkisi, kendi somut kararlarıyla ayrıca biçimlenecektir.

Bir resmin karşısında yüzey ve bakış üzerinde durabiliriz. Person A'da ise yüzün başka yüzlerle dönüşmesi, tekil kimliğin sabitlenmesine ilişkin farklı bir alan açar. İki deneyim birbirinin yerine geçmez. Yan yana düşünülmeleri, aynı sorunun farklı araçlarda nasıl değiştiğini görünür kılabilir.

Bu ilişkiyi hazır bir sonuç olarak değil, çalışmaların birlikte okunabileceği bir araştırma alanı olarak ele alıyorum. Her eserin kendi sorusunu koruması önemlidir. Ortak başlık, ayrıntıları birleştirirken onların özgüllüğünü de taşıyabilmelidir. Sergi düşüncesinin güçlüğü biraz burada başlar.

Bir sonraki sergide sorulabilecek sorular

Bir sergiye girdiğimizde ilk karşılaşmanın ne olduğunu fark ederek başlayabiliriz. Bizi bir görüntü, metin, ses veya boşluk mu karşılıyor? Bu başlangıç daha sonra gördüklerimizi nasıl etkiliyor? Girişin verdiği yön, serginin sonunda hâlâ geçerli mi?

Ardından iki eser arasındaki ilişkiyi seçebiliriz. Neden birlikte duruyorlar? Benzerlikleri dışında aralarında hangi farklar var? Birini zihnimizde çıkardığımızda diğerini okuma biçimimiz değişiyor mu? Bu düşünce deneyi gerçek sergi düzenini değiştirmez, fakat komşuluğun işlevini fark etmeye yardımcı olur.

Metne ve süreye de ayrı ayrı bakabiliriz. Açıklama, eserde karşılığı bulunan bir ilişkiyi mi kuruyor? Çalışmanın talep ettiği süreyi verdik mi? Yalnızca hızla geçtiğimiz için kaçırdığımız bir dönüşüm olabilir mi? Bunlar doğru cevabı önceden belirlenmiş sınav soruları değildir.

Son olarak serginin bizi hangi yeni soruyla bıraktığını düşünebiliriz. Tek tek eser adlarını hatırlamakla, aralarındaki ilişkiyi sürdürmek farklı şeylerdir. Küratöryel düşünce izleyici için bu ikinci alanda görünür olur. Mekândan ayrıldıktan sonra da birlikte düşünmeye devam ettiğimiz eserler, serginin sorusunu başka bir zamana taşır.

← Tüm yazılar

Yukarı Dön