Filistinli ressam Sliman Mansour, 24 Ağustos 2026'da Ramallah'ta 79 yaşında hayatını kaybetti. Mansour, Filistin görsel kültürünün en tanınan simgelerinden birini yaratan sanatçıydı: 1973 tarihli "Jamal al-Mahamel" (Yük Devesi / Ağır Yüklerin Taşıyıcısı). Resimde yaşlı bir Filistinli köylü, sırtında taşıdığı bir iple Kudüs şehrini ve Mescid-i Aksa'nın kubbesini taşır. Bu figür, yalnızca bir göç ya da sürgün imgesi değil, bütün bir halkın kolektif hafızasını ve "Sumud" (direnç / sebat) kavramını somutlaştıran bir ikona dönüştü.
Mansour 1947'de Birzeit'te doğdu. 1948 Nekbe'sini ve 1967 işgalini bizzat yaşadı. Kudüs'teki Bezalel Sanat ve Tasarım Akademisi'nde eğitim gördü. Sanatçı, 1970'lerden itibaren Filistin halk sanatının motiflerini, geleneksel nakış desenlerini, zeytin ağaçlarını ve köylü figürlerini modern bir resim diliyle buluşturdu.

Sanatçının pratiğinde en radikal kırılma, Birinci İntifada (1987–1993) sırasında yaşandı. Mansour ve arkadaşları Nabil Anani, Tayseer Barakat ve Vera Tamari, İsrail menşeli sanat malzemelerini boykot etme kararı aldılar. Boya ve tuval bulmanın imkânsızlaştığı bu dönemde Mansour, doğrudan Filistin toprağını, çamuru, samanı, kınayı ve doğal pigmentleri kullanarak resim yapmaya başladı. "New Visions" (Yeni Vizyonlar) olarak adlandırılan bu hareket, resmi yalnızca bir görüntü olmaktan çıkarıp doğrudan toprağın fiziksel bir parçasına dönüştürdü.
Mansour'un resimlerinde insan figürü, topraktan ve manzaradan ayrılamaz. Kadın figürleri geleneksel işlemeli giysileriyle (tobe) kökleri toprağa gömülü ağaçlar gibi durur. Portre burada bireysel bir psikolojinin kaydından çok, bir coğrafyaya ve halka ait olmanın onurlu duruşunu taşır. Mansour'un figürleri çaresizlik içinde değil, ağır bir sabır ve vakar içinde resmedilmiştir.
Mansour'un kaybı, Filistin kültürünün tanık kuşağının son temsilcilerinden birinin ayrılışıdır. Bugün Filistin'de yaşanan derin yıkım ortamında onun eserleri, hafızanın yıkıma karşı direnişinin en somut belgeleri olarak durmaktadır.
Sliman Mansour bize figüratif resmin en kadim işlevini hatırlattı: Bir halkın varoluş hakkını, yüzlerini ve toprakla olan bağlarını tarihin silemeyeceği bir biçimde görünür kılmak.
Kaynaklar: Wafa Haber Ajansı (24 Ağustos 2026); Al Jazeera English (25 Ağustos 2026); The National News (25 Ağustos 2026).