Yan yana duran iki görüntü birbirine çok benzeyebilir. Biri tek bir çıktı olarak seçilmiş, diğeri izleyici geldikçe değişen bir sistemin yalnız bir anı olabilir. Son görüntüye bakarak bu farkı her zaman anlayamayız. Oysa eserin nasıl değerlendirileceğini değiştirecek kadar önemli bir farktır.
Yazılım ve yapay zekâ kullandığım dijital işlerimde insanın temsili üzerine çalışıyorum. Bu araştırmada araç kadar, araca hangi sorunun yöneltildiği de belirleyici. Bir yüzün üretilmiş olmasıyla o yüzün bir eserde nasıl işlediği ayrı ayrı düşünülmeli.
Yapay zekâ sanatında sanatçının rolü bu nedenle yalnız son görüntüyü yapan elin kim olduğu sorusuna sığmıyor. Soruyu kurmak, sürecin koşullarını belirlemek, sonuçları değerlendirmek ve eseri izleyiciyle karşılaştırmak farklı karar alanları açıyor. Bu kararların hepsinin aynı kişide toplandığını da varsayamayız.
Aynı başlık altında farklı üretimler
Kuralları açıkça yazılmış bir çizim programı, öğrenen bir model ve izleyicinin varlığıyla değişen bir yerleştirme aynı teknik yapıya sahip değildir. Sanat tartışmasında birlikte ele alınabilirler. Fakat birinin çalışma biçimini diğerine taşıdığımızda açıklama hızla belirsizleşir.
Harold Cohen'in AARON'u bu farkları konuşmak için tarihsel bir örnektir. V&A'nın kaydı, programın çizim kurallarıyla rastlantısal değişkenleri birlikte kullandığını ve Cohen tarafından geliştirildiğini anlatır. Koleksiyondaki 1973 tarihli çizimin künyesi ayrıca bilgisayar üretimiyle elle renklendirmeyi ayırır. V&A, AARON ve Harold Cohen
Bu bilgi, bitmiş görüntünün tek bir üretim fiiline indirgenemediğini gösterir. Kuralların hazırlanması, çizginin üretilmesi ve renk uygulaması farklı düzeylerde ele alınabilir. AARON'un bu örneği, günümüzde yapay zekâ adı altında sunulan bütün sistemlerin aynı biçimde çalıştığını söylemez.
Bir eseri incelemeye başlarken kullanılan sözcüklerin neyi anlattığını öğrenmek bu yüzden yararlıdır. “Üretti”, “öğrendi”, “seçti” veya “karar verdi” dendiğinde hangi işlemin kastedildiğini sormalıyız. Sistem davranışını anlatan bir ifade, kendiliğinden insanın niyet ve deneyimiyle aynı anlamı taşımaz.
Görüntüden önce kurulan soru
Bir üretim sürecinin başlangıcı her zaman ilk komut değildir. Daha önce bir araştırma sorusu, malzeme tercihi veya gösterim fikri oluşmuş olabilir. Hangi görüntünün neden gerekli olduğu, aracın çalıştırılmasından önce düşünülmüş ya da denemeler sırasında değişmiş olabilir.
Bu süreci anlamak için yalnız kullanılan yazılımın adını bilmek yetmez. Aynı araç, birbirinden farklı sorulara bağlanabilir. Bir çalışmada yüzün tanınabilirliği, başka birinde dönüşümü, bir diğerinde ise izleyicinin sisteme katılma biçimi araştırılıyor olabilir. Benzer sonuçlar farklı düşünsel yapılara ait olabilir.
Sanatsal kararın görünürlüğü de her aşamada aynı değildir. Seçilmiş bir görüntü karşımızdadır, fakat elenenler görünmez. Bir serginin yerleşimini deneyimleriz, ama diğer olasılıkları bilmeyebiliriz. Süreç belgesi, bu görünmeyen kararların bir kısmına erişim sağlayabilir.
Yine de belgenin varlığı tek başına eserin değerini kanıtlamaz. Çok sayıda deneme yapılmasıyla anlamlı bir ilişki kurulması aynı şey değildir. Araştırma sorusu, süreç ve izleyici deneyimi arasında nasıl bir bağ oluştuğunu eserin kendisinde aramak gerekir.
Kurallar da bir üretim malzemesi olabilir
Cohen, The Further Exploits of AARON, Painter metninde figürün kuruluşu, duruş ve renk üzerine çalışırken programın temsil yapısını nasıl geliştirdiğini anlatır. Belirli bir görsel sorunu çözmek için programın hangi bilgilere ve ilişkilere ihtiyaç duyduğunu tartışır. Burada kod, bitmiş görüntüyü taşıyan görünmez bir arka plan olmaktan çıkar ve üretim düşüncesinin bir parçası olur. Harold Cohen'in metni
Bu örnekten hareketle kuralın sanattaki yerini düşünebiliriz. Bir sistem yalnız belirli aralıklarda değişebiliyorsa, o aralıkların nasıl belirlendiği eserin karakterine katılır. Tekrarın ne zaman duracağı, hangi öğelerin birlikte bulunabileceği ve neyin değişmeden kalacağı biçimi etkiler.
Kuralların bulunması rastlantıyı dışlamaz. Rastlantının hangi alanda çalışacağı da tasarlanabilir. Fakat her rastlantısal sonuç, sırf önceden öngörülemediği için anlamlı olmaz. Sonuçların eserin sorusuyla kurduğu ilişki ayrıca değerlendirilir.
Bu bakış, üretimi kontrol edilen ve kontrol edilemeyen şeklinde iki kapalı kutuya ayırmaktan daha kullanışlı olabilir. Hangi koşullar belirlenmiş, hangi sonuçlar açık bırakılmış, hangi aşamada yeniden seçim yapılmış? Böyle sorduğumuzda sanatçının katkısı daha somut biçimde konuşulabilir.
Seçmek kadar reddetmek
Bir sistemin çok sayıda görüntü üretebilmesi, bu görüntülerin bir eserde nasıl kullanılacağını açıklamaz. Aralarından birini seçmek, bir dizi oluşturmak veya bütün üretimi değişen bir akış olarak göstermek ayrı kararlardır. Her tercih izleyicinin karşılaşacağı yapıyı değiştirir.
Seçimin ölçütü de araştırılabilir. Bir görüntü yalnız çarpıcı olduğu için mi korunmuş, yoksa çalışmanın sorusunu taşıdığı için mi? İki gerekçe bazen birlikte bulunabilir. Yine de görsel etkiyle kavramsal işlevi ayrı sormak, eseri yalnız ilk izlenime bırakmamayı sağlar.
Reddetmenin de görünür bir izi olabilir. Süreç notları, farklı sürümler veya sanatçının açıklaması, neden belirli sonuçlardan uzaklaşıldığını gösterebilir. Böyle bir kayıt yoksa elimizdeki görüntüden ayrıntılı bir eleme hikâyesi türetemeyiz. Sonucun nasıl göründüğünü inceleyebilir, seçimin gerekçesini açık bir soru olarak bırakabiliriz.
Bu noktada iki ayrı değerlendirme birlikte yürür. Eserin süreci hakkında ne biliyoruz? Karşımızdaki biçim bu bilgi olmadan ve bu bilgiyle nasıl okunuyor? Bir açıklama, görmediğimiz ilişkileri açabilir. Ancak görüntüyle ilişki kurmayan uzun bir süreç anlatısı da tek başına yeterli olmayabilir.
Person A'da yüzün ortaklaşması
Person A'da izleyicinin yüzü, önceki izleyicinin yüzüyle birleşerek dönüşen ortak bir portreye katılıyor. Çalışmanın insanı sabit bir kimlik görüntüsüne kapatmayan yönü burada beliriyor. Karşımızdaki yüz, yalnız tek bir kişinin son görüntüsü olarak kalmıyor.
Bu yapıya sanatsal karar açısından bakıldığında, ortaklaşmanın eserin başlangıç koşullarına yerleştirildiği görülür. İzleyici sisteme katılır, fakat karşılaşmanın bütün çerçevesini sıfırdan kurmaz. Katılımın ne tür bir dönüşüme bağlandığı, eserin nasıl tasarlandığıyla ilişkilidir.
Burada teknik mimariyle kavramsal yapıyı ayırıyorum. Yüzlerin hangi sayısal oranlarla birleştirildiği veya modelin iç yapısının nasıl kurulduğu hakkında bir açıklama vermeden de ortak portre fikrini tartışabiliriz. Teknik ayrıntılar ancak gerçek süreç bilgisiyle ele alınmalıdır.
İzleyicinin katkısı da sanatçının katkısını ortadan kaldıran bir işlem gibi düşünülmemeli. Katılım, eserin kurduğu alanda yeni bir karşılaşma üretir. Bu karşılaşmanın ne kadar öngörülebilir olduğu ve kişiye ne kadar hareket alanı verdiği, çalışmaya yöneltilebilecek ayrı sorulardır. Ortaya çıkan yüz kadar, o yüzün oluşmasına katılma deneyimi de önem kazanır.
Eseri hangi ilişkiler üzerinden okuyabiliriz?
Bir yapay zekâ eserini değerlendirirken önce sorusunu arayabiliriz. Ardından üretim yöntemiyle bu soru arasındaki bağı inceleyebiliriz. Araç değişse çalışmanın araştırdığı ilişki aynı kalır mıydı? Sistem yalnız bir görüntü üretmek için mi kullanılıyor, yoksa çalışma biçimi de eserin anlamına katılıyor mu?
Sonra gösterime bakabiliriz. Tek bir çıktı, bir dizi ve canlı değişen bir akış aynı deneyimi vermez. İzleyicinin neyi görebildiği, ne kadar süre kaldığı ve neyi etkileyebildiği eserin biçiminin parçasıdır. Sunum, üretim bittikten sonra eklenen nötr bir aşama olmayabilir.
Son olarak süreçteki emeğin nasıl görünür kılındığını sorabiliriz. Sanatçının, yazılımcının, başka katkı sahiplerinin ve izleyicinin rolleri aynı olmayabilir. Bu roller hakkında bildiklerimizi açıkça söylemek, eseri tek bir kişinin ya da tek bir sistemin mucizesine dönüştürmeden değerlendirmeyi sağlar.
İnsan temsili üzerine çalışırken benim için de soru, teknolojinin varlığını ilan etmekle bitmiyor. Görüntünün nasıl kurulduğu, hangi kimlik fikrini taşıdığı ve karşılaşmada neyi açtığı üzerinde duruyorum. Sanatsal karar bazen görünen yüzde, bazen o yüzün değişmesine izin veren kuralda belirir. Eseri okumak, bu ikisinin arasındaki ilişkiyi takip etmektir.