EN

· Published:

Sanat tarihi ve popüler kültürde en yaygın ve inatçı yanılgılardan biri, İslam sanatının bütünüyle figürsüz, yalnızca hat ve geometrik süslemeden ibaret olduğu inancıdır. Bu iddia, "İslam'da suret yasağı" genellemesiyle özetlenir. Oysa tarihsel gerçeklik, bu genellemenin iddia ettiğinden çok daha zengin, karmaşık ve figürle iç içe geçmiş bir mirası barındırır.

İslam sanatında anikonizm (tasvirden kaçınma), cami ve türbe gibi ibadet mekânları için geçerli bir ilkeydi. Kutsal mekânlarda puta tapma tehlikesine karşı insan ve hayvan tasvirlerinden kaçınılmış, bu durum hat ve arabesk gibi olağanüstü süsleme sanatlarının doğmasına zemin hazırlamıştır. Ancak dinî mekânların dışında, saraylarda, kütüphanelerde ve özel yaşamda figüratif resim yüzyıllar boyunca kesintisiz olarak üretildi.

The Angel Gabriel meets 'Amr ibn Zaid (the Shepherd) - Mustafa ibn Vali
Mustafa ibn Vali, Folio from a Siyer-i Nebi (yakl. 1595). Görsel: The Metropolitan Museum of Art (Açık Erişim / CC0).

Safevi, Babür ve Osmanlı saraylarında hazırlanan el yazmaları, dünya resim tarihinin en incelikli figüratif örneklerini barındırır. Firdevsi'nin Şahnâme'si, Nizami'nin Hamse'si ya da Osmanlı nakkaşlarının ürettiği Siyer-i Nebi ve Hünernâme gibi eserler, yüzlerce insan figürü, portre, savaş ve av sahnesiyle doludur. Nakkaş Osman'dan Levni'ye kadar Osmanlı başnakkaşları, padişah portrelerinden gündelik halk tiplerine kadar geniş bir figür repertuvarı geliştirdiler.

Bu ayrımı doğru anlamak, bugün İslam coğrafyasında ya da bu kültürel havzadan beslenen çağdaş bir figüratif ressam için hayati önem taşır. Kendi geleneğinde figürün olmadığını sanan bir sanatçı, ya Batı figüratif geleneğine körü körüne sığınmak ya da kendi geçmişine yabancılaşmak ikilemine düşer. Oysa geleneksel tasvir sanatı, Batı'nın tek odaklı Rönesans perspektifine alternatif, çoklu bakış açılarına ve sembolik mekân kurgularına dayanan olağanüstü bir figür dili sunar.

Kendi resim pratiğimde doğal pigmentler, toprak ve mineral boyalarla çalışırken, bu tarihsel tasvir belleğiyle doğrudan bir bağ kuruyorum. Minyatürün iki boyutlu derinliği, figürün yüzeyle olan ilişkisi ve yüzün bir veri değil bir hakikat arayışı olarak işlenmesi, çağdaş resim için zengin bir kuramsal kaynak oluşturuyor.

İslam sanatındaki figür mirasını yeniden hatırlamak, yalnızca bir tarih düzeltmesi değildir; bugünün ressamı için kendi köklerine basarak evrensel bir dille konuşmanın vazgeçilmez bir imkânıdır.

Kaynaklar: Oleg Grabar, The Formation of Islamic Art (1973); Gülru Necipoğlu, The Topkapı Scroll (1995); Met Museum Islamic Art Collection.

← Tüm yazılar

Yukarı Dön