Gana topraklarına bir oryantalist olarak ayak bastım. O sırada bu zihinsel yanılsamamın farkında değildim elbette.
Objektifimi ilk doğrulttuğum kareler, orada bulmayı peşinen umduğum şeylerin yankısıydı; zihnime önceden zerk edilmiş Batılı görsel hafızanın, tanımadık bir coğrafyada neyin 'fotoğraflanmaya değer' olduğunu dikte eden sömürgeci estetik gramerinin ürünleriydi. Lakin zamanla ve doğrudan temas derinleştikçe, o mesafeli dış bakışın kibri yerini derin bir mahcubiyete ve sahici bir insani karşılaşmaya bıraktı.
Bu seri, yalnızca Batı Afrika’nın sokaklarını ve insanlarını değil; aynı zamanda bakan gözün kendi kültürel yanılsamalarını nasıl parçaladığını, görme biçimlerinin ahlakını ve temsil politikasını sorgulayan özeleştirel bir görsel günlüktür.